Telefonla ilgili bilimsel yalanlar - Vedat ÖNAL

Telefonla ilgili bilimsel yalanlar


Telefon yaşadığımız çağda dünyada vazgeçilmez konumda. Fakat telefonun icadı ile ilgili bizlere yıllarca anlatılan, okullarda ezberletilen hususların aslında büyük bir aldatmaca olduğunu daha doğrusu pek gerçeği ortaya koymadığını öğrendiğimde çok şaşırdım. Bu olayda bir kez daha batıda bu bilimsel gelişmelerde nasıl büyük sahtekarlıkların yaşandığını somut olarak görmüş oldum. Bu yüzden telefonun icadı ile ilgili asıl gerçeği okuyucularla paylaşmak istedim. Bunun diğer birçok alanda yaşanan sahtekarlıkların görülmesine de vesile olacak bir gelişme olarak düşünüyorum. Böyle olunca bir daha hiçbir bilim adamı müsveddesi yıldız buldum diyerek sucuk dilimini yutturamaz diye düşünüyorum.

İlkokula başladığımız yıllardan beri telefonu bulan kişinin hep Alexander Graham Bell olduğu öğretildi bizlere.  Peki gerçekten bu bilgi doğru mu.  Yani çeşitli kaynaklarda “Telefonu kim buldu” diye araştırdığımızda böyle bir cevapla karşılaşırsınız.   Peki ama telefonu Bell bulmuştu ama araştırmalarda ortaya çıkan bu Meucci de nereden çıktı? İşte tam da bu tarihin en büyük teknoloji sahtekarlığının hikayesidir. Şimdi bize ilkokuldan beridir anlatılan hikayeye bakalım.

Rivayete göre telefon mucidimiz (!) Alexander Graham Bell, gençliğinde köpeğine konuşmayı öğretmiş. Annesi ve karısı sağır olduğundan onların konuşabilmesi için çeşitli yöntemler kullanmış. Bu yüzden Bell kendisinden her zaman “sağırların öğretmeni” olarak bahsetmiş. İşte bu yüzden onlarla iletişim haline geçebileceğini düşündüğü icatlar peşine düşmüş.

Sağırlarla ilgili çalışmaları, Bell’i seslerin havadaki titreşimlerle nasıl oluştuğunu merak etmeye yöneltmiş. “Armonik Telgraf” adı verilen bir düzenek üstünde çalışırken, elektrik akımının konuşma sırasında oluşan titreşimleri andıracak biçimde değiştirilebileceğini bulmuş ve telefonu bu fikirle icat etmiş. Hatta ve hatta hepimizin halen kullanmakta olduğu “ALO” kelimesi bile Graham Bell‘in adı Alessandra Lolita Oswaldo olan sevgilisini aramak için kullandığı baş harflerin kısaltmasıymış türünden hikayeler ve efsaneler hep dinlediğimiz ve inandığımız şeylerdi öyle değil mi. Fakat işin gerçek tarafı böyle miydi acaba biraz araştırınca ortaya çıkıyor. 

Alexander Graham Bell, 9 Mart 1876 tarihinde telefonun patentini aldı. Bell, telefonla 10 Mart 1876 tarihinde, Boston’da Exeter Place’deki 5 no’lu binada yardımcısını arayıp “Buraya gel Watson, sana ihtiyacım var” diyerek ilk telefon görüşmesini yaptı. Bell’in icat ettiği telefon, 25 Haziran 1876 tarihinde Philedelphia’da sergilenerek 1877 tarihinde telefonların seri üretimine başlandı. Bu bizlere anlatılan resmi diyebileceğimiz hikayeye peki gerçek hikaye böylemi hiç sanmıyorum.

GELELİM GERÇEK HİKAYEYE: ANTONİO MEUCCİ’NİN HİKAYESİNE

Antonio Meucci, 13 Nisan 1808 – 18 Ekim 1889 tarihleri arasında yaşamış İtalyan asıllı bir mucit. İtalya Floransa’da Pergola tiyatrosunda ses ve ışık teknisyeni olarak çalışmaktayken 1850’de ABD’ye gitti. 1854 yılında sesi önce elektrik dalgalarına, daha sonra bu dalgaları diğer uçta sese çeviren bir icada imza attı. Bu icada Teletrofono adını verdi. Yani telefonu ilk defa Antonio Meucci bulmuştu.

Meucci, 1856 ve 1870 yılları arasında, 30'dan fazla telefon prototipi icat etti. 1871 yılında teletrofono için geçici patent başvurusunu New York patent bürosuna yaptı. O tarihlerde geçici patentlerin her yıl ücreti karşılığı yenilenmesi gerekmekteydi.
Meucci 1872 ve 1873’te bu ücreti yatırdı, fakat 1874’te talihsiz bir şekilde Staten Island feribotunun kaza yapması sonucunda ciddi şekilde yaralandı. Uzunca bir süre hastanede kaldı ve maddi olarak zor duruma düştü. Meucci çok iyi İngilizce bilmediğinden ve işsiz kaldığından bu tarihi patent başvurusu için gerekli olan 10 doları gönderememiş ve patent başvurusu iptal olmuştur.

Tam bu sırada meşhur mucidimiz Alexander Graham Bell devreye girmiştir. Antonio Meucci’nin Teletrofono’sunun krokilerini bir şekilde eline geçirir ve 1876 yılında telefonun patentini alır. Bunu öğrenen Meucci, Graham Bell’e dava açmıştır. Dava sonucunda Meucci’nin orjinal krokileri ve çalışma modellerinin Patent Enstitüsü çalışanları ile Bell şirketi arasında yasadışı bir şekilde paylaşıldığı belgelenir. 1886’da mahkeme Meucci’nin icadın sahibi olduğuna karar verir ancak 1889’da Antonio Meucci ciddi sıkıntılar içerisinde hayatını kaybeder.

Bu arada Bell’in Elisha Grey isimli bir bilim adamıyla başka bir patent mücadelesine girdiğini ve Alexander Graham Bell’i o tarihlerde telefonun mucidi olarak tescillediğini hemen belirtelim. Fakat 1893’te Bell’in patenti de son bulmuş ve bir daha yenilenmemiştir.

Bugün halen, telefonun patenti herhangi bir kişiye ait değildir. Ancak atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş ve Bell bu buluşu sahiplenip şirketini büyüterek ABD’nin ilk ve en büyük telefon şirketi olan American Telephone & Telegraph Company (AT&T)’yi kurmuştur.

Ardından bugün dünyanın en önemli bilim merkezlerinden biri olan ve yüzlerce bilim adamının çalıştığı Bell Laboratuvarlarını kurdu.

125 YIL SONRA GELEN TANIMA

Bu olaydan tam 125 yıl sonra, 11 Haziran 2002’de ABD Temsilciler Meclisi, Antonio Meucci’nin hayatının ve başarılarının tanınmasına karar vererek telefonu onun icat ettiğini kabul etti.

Temmuz 2002’de ise ABD Kongresi, telefonu icat eden Antonio Meucci‘nin itibarını ölümünden 113 yıl sonra iade etti. Diğer taraftan Bell savunucuları ise aynı icadı iki kişinin birden bulabileceğini savunarak Bell’in itibarinin iadesi için ABD Kongresine başvuruda bulundular. Bu müracaat henüz sonuçlanmasa da bir aleti iki kişinin bulabileceği konusunda nasıl bir karar verileceği merak konusu.

Peki gelelim bu bilgilerden sonra bizim yıllarca öğrendiğimiz bilgilerin bizim ders kitaplarına kadar girmesinden önce niçin hiç araştırılmamasına ve bu bilgilerin sanki doğru bilgilermiş gibi nesillerimize öğretilmesine. Bunun mantıklı bir açıklaması yok. Bilim tapıcılığının, sorgulamadan batıdan gelen her şeyi kabul etme hastalığının bir sonucu. Halen daha telefonun mucidi olarak Graham Bell biliniyorsa diyecek bir şey yok. 

Batının son 200 yıllık hakimiyetinden sadece bir kesit. Sahtekarlığın, kandırmacanın sınırı yok. Bir bilim adamı çıkıp gezegen resmi diye sucuk resmini paylaşıyor ve milyonlarca beğeni alıyor. Bu da sucuk meselesini de ayrıca ele almak istiyorum. Vesselam.

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Eyl

Telefonla ilgili bilimsel yalanlar

29Ağs

Teknofest'ten Kültürfest'e

25Ağs
21Ağs
08Ağs

Tekke Dağı'ndan Erciyes'e bakış