Umudun rengi - Mürşide ASLAN

Umudun rengi


Geçtiğimiz hafta bir öğrencimizin yağlı boya çalışmalarından oluşan sergisini açtık.  O kadar heyecanlıydı ki anlatamam. Nasıl olmasın ki, o çok sevdiği tabloları geniş halk kitleleriyle buluşacaktı. Beğeni alacak mı, neler söylenecek hakkında, devamı gelecek mi?...
15 yaşında bir genç için oldukça önemli şeyler bunlar. 

Neyse, sergi hazırlıkları tamam davetliler gelmeden ben bir göz atayım istedim. Önünde durduğum ilk tabloyu incelerken yanımda yerini aldı. “ Nasıl buldunuz hocam?” diye soruverdi.  
İlk bakışta rastgele vurulmuş fırça darbeleri, renk cümbüşü gibi görünen tablonun gizemini anlamaya çalışırken, bir yorum yapacaksam anlam yüklemeliyim diye düşündüm. Ressam yaparken hisleri, ruh hali neyse onu yansıtır genelde. Bunu da sadece kendisi bilir.

Dışarıdan bakan göz kendi bakış açısına göre yorum katar. Şayet resim somut değilse yorum kaçınılmaz. Zira somut olana söylenebilecek sözler bellidir; ne kadar gerçekçi bir tablo olmuş, renkler nasılda canlı… Muhteşem…

Ama soyut olanda ressam bununla neyi kastetmiş acaba demekten kendini alamıyor. Ya da “ ne var canım bunda, kim olsa yapar. Rastgele fırça darbeleri işte.  Ben daha alasını yaparım…” gibi sözler yabancı olmadığımız cinsten.

Ama birde yapandan dinleyelim bakalım,  bizim renk cümbüşü, şuursuz fırça darbelerinden ibaret gördüğümüz tabloda o ne görüyor.

“Renklerin dili var bir kere. Siyah karamsarlığı, kırmızı öfkeyi, sarı geçiciliği, kahverengi sağlamlığı anlatır. Tabloda gördüğünüz renkler bunu ifade eder. Birbirine geçmiş karmaşık renklerle çatışmayı, anlaşmazlığı, savaşları anlatmak istedim. Dünya böyle. Hayat böyle. Hırs, öfke, çatışma, anlaşmazlıklardan ibaret hocam.’’ 

Neredeyse tüm tablolardan çıkarılacak anlam bu yönde. Siyahı bu kadar yoğun kullanmak, hayata bu perspektiften bakmak, karamsarlığa bu kadar yakın durmak 15 yaşında bir delikanlı için fazla doğrusu. 

Sonra; “ Tabloda siz ne görüyorsunuz hocam” diye sordu.
İşte beklediğim soru… 

Derin derin baktıktan sonra “ senin gördüklerini görüyorum… ama bir şey daha…

Şu azda olsa görünen beyazlıklar var ya, onları da görüyorum. Onun dilini de bir konuşalım istersen.

Beyaz bende umudu çağrıştırır, iyiliği anlatır,  yeni başlangıçları, tertemiz duyguları temsil eder. Senin bu kadar karmaşık dünyanda azda olsa,  bak beyaza da yer vermişsin. 

Daha çok kullanmalısın beyazı. Fırça senin elinde. Tüm dünyayı değilse bile kendi dünyanı aydınlatmak senin elinde. Tercih senin. İster siyahı yansıtırsın tuvale, ister kırmızıyı, istersen beyazı.  Yeryüzünde karamsarlığa teslim olup isyanlarda olacağına, sen umuda bir yol ver hele… Bak seni nerelere götürecek.”

“Hiç bu açıdan bakmamıştım.  Kafamda yeni projeler oluştu. Hemen onlar üzerine çalışmaya başlayacağım.’’ Dedi ve teşekkür edip gitti.

Bakalım bizim delikanlı ikinci kişisel sergisinde hangi dilden konuşacak… 

Bekleyip göreceğiz…
 

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 2

  • Zehra Dilekmen Çelik | 12 Mayıs 2022 01:31

    Gerçekten sıcacık,samimi,doğal duygular o kadar yalın ve içten anlatılmış ki güzel bir dille hem nasihat edilmiş, hem umut aşılanmış, hemde diğer yazıları için yüreklendirip motivasyon sağlanmış. Öyle güzel ifade edilmiş ki teşekkürler elinize sağlık ????

  • Burcu Kara | 27 Nisan 2022 13:41

    Umut kokan,sıcacık bir yazı UMUDUN RENGİ...

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Eyl

Ahi kadınlar / Baciyan

07Eyl
20Ağs

Cennet mi, Cehennem mi?

10Ağs

Bosna eski Bosna değil…

30Tem

Yedinci Güzel Adam