Ahlakî  Yozlaşma - Ensar ŞAHİN

Ahlakî  Yozlaşma


Zamanla insanlar da, toplumlar da, tabiat da değişir. Değişimin olması kaçınılmazdır; ancak bu değişimin iyi/olumlu yönde olması temennimizdir. Allah’ın emri böyledir;  Müslümanın çalışması da bu şekilde olmalıdır.

Ahlâk; kısaca “insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı tutum ve davranışların tümüdür.”

Yozlaşma (TDK’ya göre);  özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirmek, soysuzlaşmak, özünden uzaklaşmak, bozulmak, dejenere  olmak, manevi anlamda değer yargılarını, özelliklerini ve niteliklerini yitirmektir.

Ahlakî yozlaşma kavramı; ahlâkın kaybolması, kötüleşmesi ve bozulması anlamlarına gelir. Yıllardır süregelen ve güncel olarak, imam hatip / tebliğci Halil Konakçı’nın da sosyal medyada konuştuğu, tartıştığı sözlerinin içeriğidir.

Yani kadınların giyim kuşamlarında ahlaksızca, utanmadan, yarı çıplak, açık saçık, çarşı pazar gezip dolaşmalarıdır. Bu yıl genç kızlarda göbek açma, dekolte ve kısa şortla gezme iyice moda(!) oldu.

Halil Konakçı’nın sözlerine tepki gösterenler kim? Bazı siyasi kişiler, Sezen Aksu, feministler, çıplaklığı bilim, çağdaşlık, medeniyet, özgürlük sananlar…
Halil Konakçı’nın söylediklerini sosyal medyada inanan / inanmayan, kadın /erkek, başörtülü / başı açık, genç / ihtiyar vb. birçok aklı selim insanlar da söylüyor. Neden onlara tepki göstermiyorlar?  Çünkü amaç üzüm yemek değil… 

İşte bunlardan ünlü ve medyatik bir bayan (Sevda TÜRKÜSEV) neler söylemiş:
“Bugün sosyal medyada çıplak ve çıplaklığı, yani soyunmayı, bakın dekolte demiyorum, çıplaklığı cesaret ve cesurluk kavramı içine sokup bir nesli tamamen soyunur hale getirdiler. Bugün sosyal medyada bakıyorsunuz gencecik kızlar, evli kadınlar zaten ben erkekleri de anlamıyorum. Eskiden erkekler hiç önemli değil, adam caminin yolunu bilmez, hayatında alnını secdeye koymamış adam karısını kıskanırdı. Şimdi erkekler eşleri yanında yarı çıplak, bazıları neredeyse tamamen çıplak gezerek millete o eşiyle hava atıyor. Erkeğin DNA’sı da gitti. Bunun inanıp inanmamakla bir alakası yoktur. Ben insanım bir lokanta da halka açık bir yerde, yarı çıplak neredeyse iç çamaşırlı bir kadını görmek istemiyorum. Bu bir özgürlük değil bu bir saygısızlık ve sorumsuzluktur. Kadın ve erkek bedeninin bir mahremiyeti kalmadı. Özgür olsun, özgüvenli olsun diye insanları serbest bırakırsan bu hale gelir işte.”

Bu cümleleri bir din adamı değil, bir erkek değil, başörtülü/dindar bir kadın değil;  ahlakî yozlaşmaya isyan eden bir “kadın” söylüyor. Bu kadının söyledikleri ile Halil Konakçı’nın söyledikleri arasında çok mu fark var!  Yozlaşma taraftarları Halil Konakçı’ya saldırdıkça, biz Müslümanlar da en az onlar kadar sahip çıkmalıyız.
Halil Konakçı’nın üslûbu tartışılabilir, tartışılıyor da. Her hatip / konuşmacı da aynı üslûp ile anlatmaz ki!   Örneğin, meşhur vaiz merhum Timurtaş Uçar (mekanı cennet olsun, Rabbim sayılarını artırsın) aynı konuyu hiç kimseden korkmadan ve en yüksek perdeden bağıra çağıra anlatırdı. 

Gelelim konu başlığımıza; durum gerçekten vahim. Ahlakî yozlaşma almış başını gidiyor. Parklar flört eden sevgili olan gençlerle dolu: El ele tutuşanlar, sarılanlar, birbirinin üstüne çıkanlar, öpüşenler… (edebimden başka şey yaz(a)mıyorum.
Kim dur diyecek bu yozlaşmaya, bu kötülüğe, bu hayâsızlığa, bu çıplaklığa?
Bugünlerde en çok duyduğum cümleler: “Çarşı pazara çıkılmaz olmuş!”, “Evinde oturacaksın, hiçbir yere gitmeyeceksin!”…  Nasıl yani, hava çok mu sıcak?  “Hayır hocam, kadınlar, kızlar çıplak geziyor.”

Bir arkadaştan duyduğum cümle ise “Telefona bakmayı çok sevmiyorum ama iyi ki telefon varmış; tramvayda, otobüste nereye baksan günah işliyorsun.” 

Gerçekten giyim kuşamdaki bozulma, yozlaşma öyle artmış, ahlaksızlık, utanmazlık, hayâsızlık öyle yaygınlaşmış, iffetsizler öyle cesaret bulmuşlar ki sanki suçlu onlar değil, bizleriz! 

Çünkü sokaklarda özgürce (!), cesurca (!), başı dik (!) gezen onlar; utanan, başını kaldıramayan, edebini bozmadan önüne bakarak yürüyen bizleriz.

Bu konuda her kesimden o kadar çok rahatsızlık var ki! Müslümanların sayısı da, oranı da belli. 

Neden bu hayâsızca akına karşı ciddi bir tepki çıkmıyor? Neden Müslümanların sesleri çıkmıyor? Neden dindarlar, dinsizler kadar cesur değil? Neden namus taraftarları, namus düşmanları kadar cesur ve yürekli değil?  Neden...?
Sizi bilmem ama cevabı bana göre kolay. Müslümanlar, “Müslüman olmanın sorumluluğunu, tebliğ görevini yerine getirmiyorlar.” Bundan dolayı da elbette sorguya çekilecekler. 

Ahlakî yozlaşma ve erozyon sadece bayanlarda değil, erkeklerde de var. Diz kapağının üzerinde şortla gezen erkeklerin sayısı çoğaldı. Halbuki diz kapağı erkekler için setri avrettir; açık olanların namazı kabul olmaz.

Ahlakî yozlaşma derken, hep giyim kuşamdan bahsettik; ama bu kavram hayatımızda daha kapsamlı anlamlara gelir. Etik olan ve Allah’ın emrettiği emir ve yasaklar ile doğrudan bağlantılıdır.

Örneğin dinimizde yolsuzluğa, torpile, rüşvete, hırsızlığa, haksızlığa, ahlâksızlığa, adaletsizliğe yer yoktur. Kim olursa olsun hakka, adalete ve güzel ahlâka uygun davranmak zorundadır.

Çarşı pazarda açık saçık, yarı çıplak gezen kızların cehenneme doğru yuvarlanmalarına  bigâne kalamayız. İnançlarını sorsak, belki de çoğu Müslüman olduğunu söyleyecektir. Ebeveynleri de beş vakit namaz kılıyordur.

Öyleyse bilinçli Müslümanların yapması gereken çok şey var demektir. Akıl ve mantık üzerine kurulu dinimiz, nefsin ve neslin korunmasını emretmiştir. Aile ve evlilik kurumuyla da bunu temin etmektedir. 

Dinimizde  gayr-i meşru ve nikâhsız beraberlikler çirkin görülüp yasaklanmış, evlilik teşvik edilmiştir. Evlilik dışı ilişkiler de kesin olarak yasaklanmıştır. 

Dünya ve ahiret saadeti için iman, ibadet, ahlâk ve hayatın her alanında Allah’ın Peygamberlerini örnek almalıyız. Dünya ve ahirette mutlu ve huzurlu olmak istiyorsak İslâm’ın emir ve yasaklarına, koymuş olduğu ahlâk kurallarına uymak zorundayız. 

Ne mutlu ahlakî yozlaşmadan korunarak güzel ahlâk sahibi olmaya özen gösterenlere!
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ağs

İnsanlığın Yozlaşması: LGBT+

04Ağs

Ahlakî  Yozlaşma

05Tem

Kurban; Et mi, Takva mı?

20Haz

Yaz Okulu başlıyor

11Haz

Kur’an-î Bir Kavram: İstişare