Şekerle ilgili olumlu ya da olumsuz yazı yazmak, birtakım çevrelerin ağzını tatlandırdığını biliyorum.
Şekerin bizim ağzımızı tatlandırmadığı bir gerçek.
Erteleme kararına ‘Korsan baskın’ deyup Şekere destek veren CHP il başkanı değerli arkadaşım Sayın Mustafa Aslan’ın ne kadar duyarlı biri olduğunu bilmekteyim.
Ayrıca BBP il Başkanı değerli dostum Sayın İsmail Topuz’un milli menfaatler söz konusu olduğunda ne kadar celallendiğini de biliyorum.
Milletin ağız tadı olan Şeker de, milli bir menfaattir(!?)
İktidar partilerinin il-ilçe teşkilatları, başkan ve milletvekilleri, vatandaşın ihtiyaçlarına cevap vermekte kullandığı enstrümanlar çoktur.
Ancak muhalefetin vatandaşın ihtiyaçlarına cevap verebilme açısından bu tür imkânları kullanma şansı yok.
Bu sebeple muhalefet partileri kendilerine, örneğin iş ve aş için başvuran vatandaşa cevap verebilmek için bir takım iş adamlarıyla yakın ilişki kurmak zorundadır.
Tabi bu iş-aş bulma işinde önceliği kendilerine tanımadıkları sürece muhalefet partilerinin bu çabaları olumludur. Ayrıca vatandaşa bir katkıdır.
Bir seçim arefesinde kendi partinden bir aday çıkmış ve bu aday sindirilmek istenmişse, il başkanı olarak Ona sahip çıkmak gerekir.
Sayın BBP il başkanı da ne kadar duyarlı olduğunu göstererek mağdur partilisine sahip çıkmış, alkışlanacak bir ahde vefa örneği sergilemiştir.
Havsalası dar emma ezzadı kınalı dediğimiz insanların, ezzadının kınası yittikçe cepkeninin genişlediğini görmekteyiz.
Bazı siyasilerin, desdimalini açiverip ‘çıkılayıvir’
pozisyonuna düşmesi üzücü bir şey.
Neyse, deyup geçtik, şu şeker kongresinin ertelenmesi hikâyesine birde benim zaviyemden bakınız: Ben daha öncede böyle bir erteleme hikâyesini yaşadığım için kamuoyunda yankı bulduğu kadar bende pek yankı bulmadı. Kanıksamış olmalıyım.
Öz-şeker Başkana o zamanlar, kongre ayak oyunlarında yardımcı olanların bu gün yardımları olur mu bilemem ama bildiğim şey bu sürecin öncekilerden daha çetin bir süreç olduğu.
Ne diyelim, şekerin tadı bozulmasın temennisinden gayri.