Yok, Arap rejimlerinin Sünni âlimleri şöyle fetva verdiydi.
Yok, Şii uleması bunu dediydi.
Biz anlamayız arkadaş.
Bu aziz millete mensup olmayanlar ancak, küfür milletine mensuptur.
Bunun aksine düşünenlerde küfür milletine mensuptur.
Müslüman’ın, canı-malı- namusu, kendisiyle güvende olmayan Müslüman’a, Müslüman denmez.
Irak, Filistin, Lübnan, orta doğuda olup bitenleri ve hatta dünyada olup bitenleri kimin gözüyle bakmak, kimin aklıyla kavramakla, işin hakikatini kavrayacağınızı zannediyorsunuz..!?
Meselelere bakmakta olduğunuz göz, kör-ama bir gözdür.
Meseleleri anlamakta olduğunuz akıl sakat bir akıldır.
Afrika’nın tarihine bakın,
Asya’nın tarihine bakın,
Amerika’nın tarihine bakın,
Orta Doğu ve hatta Avrupa tarihine bir bakın, ne göreceksiniz.
Hayır, hayır, sizin gözünüzle değil, bizim gözümüzle bir bakın.
Kabilin, Habile yaptığı zulmün küresel halini göreceksiniz.
İnsanlık tarihi, zalimlerle mazlumların tarihidir.
Yani iki milletin tarihidir, insanlık tarihi.
Zalimlerin milleti ve mazlumların milleti.
Biz Müslümanlar, hangi ırktan ve hangi etnik kökenden gelirse gelsin, hatta hangi inançtan olursa olsun, bütün yeryüzü mazlumlarını mücmel olarak kendi milletimizden sayarız.
Biz onun için bu gün ki zalim Yahudilerin atalarını İspanyanın, daha doğrusu Avrupa’nın zulmünden himayemize aldık.
Yeryüzün de, bizden başka İnsanlığı yeniden diriltecek öğretecek hiçbir canlı-cansız varlık yoktur.
Biz insanlığın biricik diriliş muştusuyuz.
Bizim milletimiz, zani bir millet değildir.
Bizim milletimiz, hırsız bir millet değildir.
Bizim milletimiz, şeytani vasıfları taşımaz.
Bizim milletimiz, günlük hayatında, ticaretinde, hangi safta durmuşsa, küresel meselelerde de, yine aynı safta durur.
Zalimler, yani küfür milleti, insanlığı iğva edip, yeryüzünden sürmüştür.
Biz mazlumlar, yani Türk Milleti, yani İbrahim milleti, yani yani bizim aziz milletimiz İslam milleti, insanlığın gönderildiği sürgünden, yeryüzüne gerisin geri getirecek olan biricik milletir.
Biz bütün bir yeryüzünün biricik umuduyuz.
Sakat akıllarla bakanlar, hemen ‘Ne Türk Milleti’ diyecekler.
‘Türk’ün İbrahim’den ne farkı vardır. ..!
Bu iki ismi birbirinden ayırana da tecdidi iman gerekir.
Biz zulmün olduğu yerlere bakarken, sahip çıkarken, Yahudiler ve Hıristiyanlar, kendi hamasetleri gibi sahip çıktığımızı sanıyorlar..
Hayır asla, bizim için Mazlum, Kenya’da da olsa, Konya’da da olsa mazlumdur.
Biz, bütün bir yeryüzünde, adaleti tesis ederek,(Nizam-ı Alem) zulüm ortadan kalkıncaya dek, tek başımıza da kalsak, tıpkı İbrahim gibi bir millet olmakla ancak var olunabileceğinin bilincindeyiz.
Bizim bu bilincimizi, hiçbir olay, hiçbir akıl farklılaştırmaya güç yetiremeyecektir.
Bizim şehirlerimiz saman yoluna göre kurulmuş şehirlerdir.
Bizim kilimlerimize bakarak, beşerin insanlığını yeniden dokumak mümkündür.
Zalimlerin varlığı bir çıkmaz sokak iken, bizim çıkmaz sokaklarımız sıcacık hanelerimize varlığa açılır.
Zalimler bizim yurdumuza, topraklarımıza, şehirlerimize bakarken, buradan kaç lokma çıkar diye bakar.
Biz onların yurtlarına bakarken, buradan kaç İstanbul, kaç
Bağdat, kaç Kurtuba ve Gırnata çıkarabiliriz diye bakarız.
Bizimle, sizin milletiniz arasında, melekle şeytan arasındaki kadar fark vardır.
Müslümanlık adı altında, şeytanın avukatlığını yapanlar, kendilerine yazık etmişlerdir.
Onlar iki dinden azade, iki milletten de avaredir.