Siyasi işleyişe, işine geldiği gibi manipülasyonlarla yön verip sonuca etki ederek alışan güçler, mevcut meclise Cumhurbaşkanını seçtirmemek için kırk dereden su getiriyorlar.
İstiyorlar ki, TBMM’nin devlet kurumlarını denetimi zafiyet göstersin.
Aslında, siyaset kurumu ve siyasetçilerin üzerine bu kadar yüklenmelerinin sebebi de bundandır.
Milletimizin ve seçtiklerinin denetimi, çeşitli güç kaynaklarını-merkezlerini rahatsız ediyor.
Korkunun ecele faydası yoktur.
Boşuna çabalayıp durmaktalar.
Bu Meclis Cumhurbaşkanını seçecektir.
Bu Meclisin çıkarıp seçtiği aday, hangi partiden ve görüşten olursa olsun, en az şuan ki Cumhurbaşkanımız kadar meşrudur.
Sayın Başbakanın Cumhurbaşkanı adaylığı söz konusu edilince, eşinin başörtüsünü ve birikimini gündeme taşıyanlara bakıldığında, yapılan eleştirileri de normal karşılamak lazımdır.
Tayip beyden fazla Baykal’ın ne gibi bir birikimi var..!
Doğrusu merak etmiyor değilim.
Her ne ise her kesim yapılan manipülasyonların niçin ve nedenini biliyor.
Saddam bütün uşaklara ibretlik bir örnektir.
Ee uşaklığın sonunda insanı böylesi bir son bekleyebilir.
Üç günde Tahranı alacağını söyleyerek bütün efendilerini desteğini-gücünü arkasına alıp İran’a saldırdığında, hiç kimse Saddamı böyle bir sonun beklediğini bilemezdi.
Onun için ibretlik bir örnektir.
Güçlü olan zalimler, sadece hedefindekilerle değil, işine artık yaramayacak olan uşaklarıyla böyle top gibi oynar.
Sadece Saddam gibi üçüncü dünya uşaklarını mı harcıyorlar..!
Hayır, işte size ibret alacaksanız, eski ABD savunma bakanı.
Saddam’ın kılçığından strateji üretmek:
Adamın canlısı ne işinize yaradı ki kılçığından bir orta doğu stratejisi üreteceksiniz..!
Irak, bir bela kuyusuydu, bir deli bir taş attı, artık ne kırk akıllı ne kırk deli, o taşı çıkaramaz. Taşı çıkarmaya çalışan herkes bu bataklıkta boğulur.
Artık Irakta şiddet dibe vurduğunda, o taş oradan çıkar.
Ölüm Iraklılara öğrenmeleri gereken hakikati öğretecektir.
Hakikat odur ki; Siz fitneye kapılıp, tefrikaya düşerseniz, bu duruma düşersiniz.
Kurtuluşun bir tek çözümü var. O da, İslam milletine, yani
urvet-ul vuska’ya sımsıkı sarılmaktır.
Millet bütün mezheplerin ve meşreplerin üzerinde bir itikadi kavramdır.
Hangi mezhepten ve meşrepte, hangi ırk ve etnik kökenden gelirse gelsin, insan şu iki Milletin birinde yer alır. Ya bizim milletimiz, ya küfür milleti.
Şimdi ıraklılara şiddet ve ölüm, hangi milleten olacaklarını öğretiyor.
Öğrenmezlerse..!
Kendileri bilir.
Sahte değerler, gölge aktörler üzerine hesap yapanların sonunu hep beraber göreceğiz.
Sanal stratejilerin, gerçek hayat karşısında ne kadar bir şansa sahip olduğunu zaman gösterecek.
2007 Yılı:
İki bin yedi yılı İslam dünyası için çok hayırlı olacak.
AB bizim beş Müslüman ülkeyle, siyasi-ekonomik ve hatta askeri bakımından daha sıkı bir işbirliğine girmemize yarayacak.
Böyle bir işbirliğinden sonra AB’ye, AB’nin yelkenleri suya inmiş kendi ısrarlı istekleriyle, gireceğiz.
Bakın siz, Cumhurbaşkanını seçmiş, seçimi kazanıp tekrar güven tazelemiş bir 2. AKP iktidarı ne işler yapacak (!?)
Aslında AKP veya bir başka partinin iktidarı değil önemli olan.
Önemli olan, tek parti iktidarıdır.
Şartlar bu milletin yararına tezahür edeceğinden hangi parti ve kimlerin iktidarı değil, istikrardır önemli olan.