Müslüman Türk Milleti olarak gördüğümüz her iyilik bizim yitiğimiz olup, bulduğumuz zaman çok sevinen ve o iyiliği ebediyen yaşatan ve aynı zamanda kendimizde iyilik yaparak ebediyen hayırla hatırlanmak isteyen yüce bir milletin torunlarıyız.
Bu görüş ve düşünceyi esas alarak, Amerikalı bir doktordan ailece gördüğümüz bir iyiliği anlatarak ölümsüzleştirmek istiyorum ve diyorum ki; takriben 1955 yıllarında ben henüz on yaşlarında küçük bir çocuktum. O yıllarda Amerikalı bir doktorda gördüğüm örnek davranışı bugün karşılaşmış gibi tüm canlılığı ile hatırlıyorum ve bugünkü doktorların ve insanların okuyup ibret almaları için olduğu gibi aktarıyorum. O yıllarda Kayseri’nin Talas ilçesinde Tad’lar lakabıyla tanınan Amerikalı doktorların muayene hanesi bulunmaktaydı. Bu doktorların muayene ücretsi fakir fukaranın bütçesine son derece uygundu. Tahmini bir misal verecek olursak tahriben normal muayene ücreti otuz lira ise, Amerikalı doktorların muayene ücreti sadece üç lira idi. Aynı zamanda bu doktorlar ilaçlarını alamayacak durumda olan fakir hastalara ilaçları bedava veriyor ve hatta tekrar kontrole gelemeyecek kadar zayıf ve fakir hastaların kontrolüne bizzat daha önceden arşivlerine kaydettikleri adreslerine giderek orada yeniden kontrol ediyor, gereken her türlü yardımı yapıyorlardı. İşte bu olayların en canlı şahidiyim. Çünkü merhum anam Nesibe Çolakoğlu, bu doktorların hastası idi. Anamı Talas’taki muayene hanelerinde muayene ederek bedava ilaç verdiler ve daha sonra aldıkları adrese yani Talas’ın Sülaymanlı Köyü’ne gelerek hastaları olan anamı ve dolayısıyla ailemizin tamamını ziyaret ettiler, yeni ilaçlar verdiler, yeni tavsiyelerde bulundular ve hiçde ücret almadılar. Bunun üzerine merhum babam Kamil Çolakoğlu ve merhum anam komşudan ücretini daha sonra ödemek üzere yaklaşık bir yaşında olan bir kuzu aldılar. Bu kuzuyu doktorların arabasına doğru götürdüler ve tercümana anlattılar. “Doktorlar bize çok büyük iyilik yaptılar. Onların bu iyiliğini bizim unutmamıza imkan yoktur. Onlar sadece hastalarını kontrol etmediler aynı zamanda tüm ailemizi ziyaret ederek bizi şereflendirdiler. Dolayısıyla gönül aldılar. İnsana layık olduğu değeri verdiler. Onların bu davranışı bizi son derece memnun etti. Bizde onlara çam sakızı çoban armağanı şu kuzuyu hediye ediyoruz. Lütfen bu hediyemizi kabul buyursunlar” diye tercümana babam ve anamın söylediği bu güzel sözler anlatıldı. Tercüman İngilizce olarak bu sözleri doktora ve ekibine anlattı. Bu sırada doktor bir kuzuya baktı birde bizlere baktı ve bizim yanımıza yaklaşarak aramızda birer ikişer yaş fark olan üç çocuk kardeş doktora bakıyor ve onu anlamaya çalışıyorduk. Bu sırada doktorun eli üçümüzünde başını ayrı ayrı okşuyor ve tercümana şöyle diyordu; “Bu çocuklar gıdasız sizde fakirsiniz. Bu kuzu bu çocukların hakkıdır. Bizim maddi bakımdan her hangi bir sorunumuz yok. Bunları alacak güçteyiz. Sizin bu hediyenizi bizde bu küçük çocuklara hediye ediyoruz. Bu kuzuyu onlar yesinler ve gıda alsınlar. İşte biz o zaman son derece mutlu oluruz. Bizim gayemiz tüm insanlığa hizmet etmektir” dedi. Amerikalı doktorun bu güzel sözlerini tercüman bizlere açıklayınca o yaşta bir çocuk olarak çok heyecanlandım. Oldukça şahsiyetli, gururlu ve kendine güvenen bir konuma geldim. İşte çocukluğumdan bu güne kadar hiç unutamadığım bu hatıramı yorumsuz olarak tüm insanlığa aktarıyorum. Gayeleri ne olursa olsun ancak bir hastanın, bir ailenin ve çocuklarının gönlünde bir sevgi bırakarak, güven duygusu aşılayan o doktorlar öldüyse rahmet ve şükranla anıyorum. Şayet yaşıyorsa onlara ve onların yolunda olanlara ölünceye kadar saygı duymayı bir insanlık borcu olarak kabul ediyorum ve hatıramda ebedi olarak yaşatıyorum.
İYİLİĞİ HATIRLAMAK
Dünyanın sonuna kadar hiç
unutulmayıp hep hatırlanmak önemli değil, önemli olan insanlığa faydalı olan hayırlı hizmetlerle anılmaktır
MERHAMET
VE GÜZEL AHLAK
Merhameti olmayanın
güzel ahlakıda olmaz.
Çünkü merhamet güzel ahlakın anasıdır.
|