06.07.Mart 2010 Cuma ertesi ve Pazar günü Kayseri de Konferanslar, Paneller, Oturumlar ve Söyleşiler gibi aktivitelerle çok yoğun bir hafta sonu yaşadık. Bu etkinliklerin ana teması 8 Mart Dünya kadınlar gününün kutlanıyor olmasıydı.
06. Mart Cuma ertesi günü saat: 16.00- 19.00 arası katıldığım Türkiye Küçük millet Meclisin de yerel gündem olarak “Kayserili kadınların sosyal yaşamda yeri “konulu bir oturumdu.Moderatörlüğünü Gazeteci-Yazar-Akademisyen Cihan AKTAŞ’ ın yaptığı bu toplantıda kadının önemine atfen konuşmacıların fikirlerine, düşüncelerine aynı minvalde Cihan AKTAŞ ın saygın, keskin vurgularıyla, düşündüren katkıları oturuma ayrı bir renk kattı.
07. Mart Pazar günü sabah kahvaltılı Müsiad’ın nazik davetinde Araştırmacı-Yazar Mustafa ARMAĞAN hocanın “ Osmanlıda toplumsal barış” konulu konferansı büyük bir keyifle izledik. Bu güzel proğramı organize eden başta Müsiad Kayseri Şube Başkanı İsmail RUHLUKÜRKÇÜ ve çalışma arkadaşlarına teşekkürlerimizi sunarız.
Aynı gün saat:13.30 da Elektrik kurumu konferans salonunda Gazeteci-Yazar Cihan AKTAŞ ın katılımları ile “ Eğitim ve Kültür de kadın “ konulu konferansın organizasyonunda Mazlum-der Kayseri Şubesi olarak ev sahipliği yaptık. Yoğun katılımın sağlandığı konferans da Yazar Cihan AKTAŞ; Kadının kültürde her zaman var olduğunu ama yazılı kültürde kesinlikle adının olmadığını, bu alanda erkeklerin istediği oranda var olmuşlardır. Bundan dolayı da kültür tek boyutlu düşünüldüğünden etkileşim ortaya çıkarıyor, hayata yansıyor ve kadın silikmiş gibi algılanıyor. İslamiyet kadının tarih den ve kültür den yok sayılmasına karşı sorgulama başlatmıştır. Günümüz de kadının tesettüründe ve başka konularda hassas olan Müslümanlar, kadının söz hakkı ve ekonomik bağımsızlığı konularında neden sorgulayıcı ve takvalı davranmıyorlar. Bu eksiklik sonucu ekonomik olarak kadının zayıf olması silik olmasına sebep oluyor. Gönül istiyor ki günümüzde kadınlarımız kitap okuma, kitap üretme, kendi ruh dünyalarını, hissiyatlarını taleplerini birtakım eserlere dökebilsinler. Müzik, şiir, sinema ve kitap yazmada olsun kadınlarımızın büyük bir ilgisi var. Kadın yazarlarımızdan kültürel alanda daha fazla yer almaları gerektiğine inanıyorum diyerek konferansı tamamladı.
Türkiye de inançlı Müslüman kadınlarımız; Anayasa da bütün vatandaşlarımıza her türlü hak verilmiş olmasına rağmen bu haklardan mahrum bırakılmışlardır. Başörtüsünden dolayı mağdur edilen öğrenci ve çalışan kadınlarımızla beraber aileleri ve çocukları da yıllardır devam eden bu mağduriyetlerden sonsuz derecede etkilenmektedirler.
Kadınlarımızı başörtüsünün dışında en ciddi sorun olan Aile içi şiddeti de yaşıyorlar. Fiziksel ve Psikolojik şiddete maruz kalan kadınlar aile dışı hayattan korktukları için çaresiz boyun eğiyorlar. Başlıca sebebi ise eğitim yetersizliğinden dolayı ekonomik özgürlüğünü kazanamayan kadınlar şiddetle iç içe yaşıyorlar. Bugün kü Türkiyemiz de arzu ettiğimiz; Sağlıklı düşünen, kendi ayakları üzerinde durabilen, Özgüveni sarsılmayan, manevi değerlerine sahip çıkan, bilgili, kültürlü kadınlarımızın toplumda daha çok olması……
Saygılarımla