Merhaba, sevgili Kayseri Gündem okuyucuları. İstanbul’dan memleketine yerleşmiş bir gazeteci-yazar olarak, bu haftadan itibaren, her Salı günü sizlere bu köşeden sesleneceğim. Ayrıca her ayın ilk Cumartesi günleri de, dünyadaki ekonomik gelişmeleri sizlere, geniş bir şekilde anlatacağım Bana bu imkânı sunan Kayseri Gündem Gen. Yayın Yönetmeni Sayın Mehmet Uğurlu Bey’e teşekkürü bir borç bilirim. Yine, bu gazete ve Kayseri’nin diğer gazetelerindeki gazeteci-yazar meslektaşlarımı da selamlarımı iletiyorum.
Bu haftaki ilk makalemde sizlere, Türkiye tarihinin önemli bir ailesinden bahsetmek istiyorum. Bu ailenin, özellikle bazı üstün feraset ve cesaret sahibi şahsiyetlerinin, özelde Müslüman Türk milleti, genelde ise bütün İslâm Âlemi için ifa ettiği ve etmeye devam ettiği tarihî misyonu, bazı çok önemli tarihî misallerle anlatacağım.
Ermeni meselesi denince akla gelen ilk isim, Sultan 2. Abdulhamid Hân’ın gözdelerinden ve İstiklâl Savaşı’nda, M. Kemal Paşa’nın “Anadolu Hareketi başarısız kalırsa, yanınızda misafir olarak yerimiz var mı?” diye mektupla ricada bulunduğu, Muş vilayetinin meşhur Mutki Aşireti reisi Hacı Musa Bey’dir. Hac Musa Bey, S. Mirzabeyoğlu’nun büyük dedesidir.
Hacı Musa Bey, bugünlerde Türkiye-ABD ilişkilerini tekrar geren “Ermeni Soykırımı tasarısı”nın, ABD temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nden geçmesiyle, tekrar hatırlanması gereken çok önemli bir şahsiyettir. Kendisi hakkında geniş bilgi edinmek isteyenler, Doç.Dr. Musa Şaşmaz’ın, Kitabevi Yayınları tarafından basılan “Kürt Hacı Musa Bey Olayı” isimli kitaptan faydalanabilir. Bu kitapta, Hacı Musa Bey, Osmanlı-Ermeni münasebetlerinde, Ermeni çetecilerin Müslüman Türk-Kürt katliamlarına karşı, Sultan 2.Abdulhamid’in emriyle kurulan Hamidiye Alayları’nın başı olarak üstlendiği tarihî misyonu ve misyonu yerine getirirken, dönemim küresel emperyalist gücü İngilizler’in, Osmanlı üzerindeki oyunu bozduğu için, Avrupa’da örgütlü Ermeni lobileri, İngiltere, Rusya, Fransa ve Almanya medyasıyla birlikte hareket eden, İstanbul’daki Ermeni Patrikhâne’sinin, idam edilmesi için ellerin gelen her türlü şirretliği yaptıklarını okuyabilir. Abdulhamid’in bu gözde Müslüman-Kürt reisi, İstanbul’da, kendisi hakkında siyasî alavere, dalavereyle açılan davalara cevap vermek için geldiği İstanbul’da, bütün emperyalist tezgâhı çökerterek, misyonuna devam etmiş ve Sultan Abdulhamid’i bir kere daha büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştır. Bugün bile, Ermeni Soykırımı iddiasındaki (başka bir yazı konusu), özellikle Diaspora Ermenilerinin kâbusudur, Hacı Musa Bey. Çünkü, İngiliz-Rus-Fransız destekli Taşnak Çeteleri’nin korkulu rüyasıydı.
Hacı Musa Bey, emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş Anadolu’nun tekrar kurtulması için, bağlı bulunduğu Sultan Vahdeddîn tarafından, Anadolu’daki direnişi örgütlemesi için gönderilen Mustafa Kemal Paşa ile ortak alışmıştır. Onun, Erzurum Kongresi’ndeki tarihî misyonu, özellikle tarihçiler tarafından çok iyi bilinmektedir. Müslüman-Türk milletinin idaresinde, bütün bir ümmetin bir arada yaşadığı vatan topraklarının-Basra’dan, Bosna’ya- parçalanıp, düşman eline geçmemesi için canları pahasına didişen bu insanlar, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Batıcı unsurların iktidarı elegeçirmesiyle birlikte, bir anda vatan haini ilan edilivermişler, bir çoğu ise idam edilmişlerdir.
Anlaşılan o ki, tıpkı, Sultan 2. Abdulhamid Hân gibi, tıpkı, talihsiz Padişah Sultan Vahdeddin gibi, tıpkı, Hacı Musa Bey gibi, tıpkı Said-i Nursî hz.leri gibi, tıpkı, Süleyman Hilmi Tunahan Hz.leri gibi, tıpkı Üstad Necip Fazıl gibi, Müslüman Türk milletinin vatanını müdafaa etmek, ölümlerden ölüm seçmeye, zulümlerden zulüm beğenmeyi göze almayı gerektiriyor…