Geçen hafta sonu 2 günlük Mazlum-der Genel Yönetim Kurulu toplantısı için Trabzon’da idim.
İki gün süren toplantının birinci günü eğitim çalışmasına ayrılmış idi. Sabah oturumunda Gazeteci-Yazar Turan KIŞLAKÇI Bey, Sivil Toplum kuruluşlarının Medya ile ilişkilerini ve faaliyetlerin kamuoyuna ulaştırıp gündem yapılması konusunda doyurucu bir sunum yaptı. Öğleden sonraki bölümde ise Trabzon’da basılıp civar illerde dağıtımının yapılmasının yanında İstanbul’da da basılıp Marmara illerinin bir kısmında dağıtımı yapılan Günebakış gazetesi sahibi Ali ÖZTÜRK Bey keyifle takip ettiğimiz ve yararlandığımız doyurucu bir sunum yaptı.
Ali ÖZTÜRK Bey’in Trabzon bölgesinde basına konu olan bir İtfaiye aracının serüveni benim ve katılımcıların oldukça dikkatini çekti. Bunu okuyucularla paylaşmak istiyorum.
Olay şöyle başlıyor; 2009 yılı Haziran ayında Antalya’da düzenlenen bir toplantıya (Belediye Başkanları bilgilendirme toplantısı) Trabzon ili Düzköy ilçesinin Çayırbağı Beldesi’nin Ak Partili Belediye Başkanı Hilmi KÖROĞLU da katılır ve bu toplantıda Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman BAYDEMİR ile tanışır. Hilmi KÖROĞLU belediyesinin ihtiyaçlarından bahseder ve en önemli ihtiyaçlarının acilen bir itfaiye aracı olduğunu bu konuda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin kendilerine yardımcı olup olmayacağını sorar.
Hilmi KÖROĞLU’nun talebine olumlu bakan Osman BAYDEMİR‘in konuyu Belediye Meclisinde görüşüp olumlu karar çıkınca, gerekli yazışmalar başlar ve tahsis edilen itfaiye aracı Ocak 2010’da Çayırbağı Belediyesi’ne ulaştırılmak üzere Trabzon’dan gelen yetkililere Diyarbakır’da teslim edilir.
Yangınları söndürmekte kullanılacak olan itfaiye aracının başına gelenler teslimatla birlikte başlar. Aracın 21 plakalı olması, üzerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi yazması sebebi ile araç yol boyunca 20 yerde durdurulur ve kontrol edilir. Tüm kontrollerden temiz çıkan araç, şoför Tamer OCAK yönetiminde kontrollerden geçerek Trabzon’a ulaşan aracın başına gelenler burada da bitmez. Hasta bir yakınını ziyaret etmek için aracı hastane önüne parkeden Tamer OCAK, çıkışta ne görsün! Aracın etrafı polislerle çevrilmiş, yanlarında bir bomba uzmanı, şoför ne oluyor diye sorduğunda araçta bomba var ihbarı yapıldığını ve uzmanın da bu sebepten dolayı burada bulunduğunu öğrenir. Belediye başkanı araya girer ve araç alınır. Olay bununla da bitmez. Şoför, olay gece yarısı olduğu için Hastane önünden aracı alan şoför aracı evinin önüne park eder ve yatar. Sabahın beşinde Jandarma kapıya dayanır. Şoför yine ne oluyor diye çıktığında araçta bomba var ihbarı aldıklarını bunun için geldiklerini arama yapacaklarını söylerler. Yine Belediye Başkanının devreye girmesi ile araç Belediye parkına ulaştırılır.
Araç belediyeye teslim edilir ama olay yine bitmez. Bu sefer de belde halkı araca mesafeli bakar. Plakasının ve üzerindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi yazısının değiştirilmesini isterler. Başkan direnir.” Başkanlığı bırakırım plakayı değiştirmem “diye rest çeker ve araca mesafeli duran belde halkına da kardeşlik açılımını anlatmaya başlar.
Konuyla ilgili bilgi almak için gelen Jandarma elemanına bilgiler veren Belediye Başkanı şöyle diyor. “ Biz can kurtarma derdindeyiz, birileri ayrılık derdinde, aracı Diyarbakır Belediyesinden aldık diye araçla ilgili bomba ihbarı bile yaptılar. Ama bu araç bu güne kadar dört yangına müdahale etti ve vatandaşlarımızı yanmaktan son anda kurtardı. Çayırbağı belediyesi ve Diyarbakır Belediyesi’nin ikisi de Türkiye Cumhuriyeti‘nin belediyesi değimli. Türkiye’miz barış ve kardeşliğe muhtaç, İtfaiye aracının üzerinde hala Diyarbakır Belediyesi yazıyor. Onu silmeyeceğim ve Osman BAYDEMİR’e de teşekkür ederim” diyor.
Sözü geçen araç Belediyeye hizmet verdikçe Belde halkının ön yargıları da gittikçe kırılacak ve yerini objektif bakışa bırakacağa benziyor. Bu da araç açısından önemli bir katkı olsa gerek.
Yukarıda anlattığım fıkra gibi olayı Trabzon Günebakış gazetesi sahibi Ali ÖZTÜRK’ ten keyifli bir akşam yemeği sırasında dinlemiştim. Daha detaylı olarak da Yeni Şafak gazetesindeki Diyarbakır anılarında Murat AKSOY bahsetmiş.
Sonuçta şunu anlıyoruz. Ülkemiz de birbirinden uzak yakın olarak irtibatı olmayan bölgelerimiz arasında özellikle kardeşlik açılımı konusunda birbirine karşı önyargılar var. Bu ön yargıları yıkmanın yolu birbirimizi yakinen tanımak, konuşmak, görüşmek ve karşılıklı dostluk ve yardımlaşmaktan geçiyor. İtfaiye aracının başına gelenlerden ibret almamız gerekir.