“ALİME GURBET, CAHİLE VATAN YOKTUR” İbni Hacer El Askalani
Kurtlar Vadisini izlemek için bekliyorum. Yatsı namazını Selimiye Camisinde kıldık. Tam o sırada mutfakta yemek hazırlayan kızım fevri bir hareketle TV ye koştu. TV de açık olan kanal her zaman olduğu gibi gurbetzede Kayserililerin tek dostu ELİM TV ordaki adıyla KAYSERİ TV.
Sevgili Kızımı heyecanlandıranı merak ettim. Baktım İLİM YAYMA CEMİYETİ ve yıllık değerlendirme ve ödüllendirme toplantısı diyeceğimiz formatta bir organizasyon.
Artık biz de heyecanlandık ve sevinçle doğrulduk toplantıda kıymetli bilim adamı Prof. Dr. Zeki Duman, Kayseri Gündem in beyni Mehmet Uğurlu İl müftü yardımcısı Cansever Dokuz ve organizasyonun dua finalinde hocaların hocası muhterem Celalettin Karakılıç hocam. Kamera seyircilere tutulduğunda da sevdiğimiz saydığımız ve sohbetlerini özlediğimiz pek çok fikir ağabeyimiz değerli hocalarımız. Bu ve benzer manzaraları diyarı gurbette ki bu şehirde doğmuş gençlik ve hayatının önemli kısmını burada geçirmiş hasretle yanan insanlara sık sık yaşatan KAYSERİ TV yi kuran işleten ve çalışanlara teşekkür ederim, Allah razı olsun. Konuyla ilgili bir yazıyı oradayken yazmıştım velakin gelen giden misafirlerden ve başka meşgalelerden dolayı gazeteye yollayamadım. Ama kendimi ELİF e bir teşekkür borçlu telakki etmiştim 6 aylık diyarı gurbet yalnızlığında günün önemli kısmını onları seyrederek geçirdiğim için..Bu yazı eskilerin deyimiyle “Tahdisi nimet”yazısıdır da diyebiliriz. Yaptıkları işin önemini ve sevabını hatırlatmak inşallah şevklerini arttırır..
ERKEK YOĞUN TOPLANTIYA BAYAN MÜFTÜ ELEŞTİRİSİ YANİ MÜSLÜMANLARIN BİR KADIN SORUNU VAR MI?
Adam aşırı derecede neşeli ve anlatıyor..Anlatıyor…Ardı arkası gelmeyen fıkralar ve kendisi fıkır fıkır neşeli bir insan.. Gurbet elde ilaç gibi adam yahu dedim bu arkadaş şimdiye kadar ortalıkta yoktu ilk defa görüşüyoruz. Keşke hergün gelse camiye ve cami lokaline de neşelensek, diye düşünerek anlattıklarını artık hak batıl demeden dinliyorum ve herkes aynı şekilde dinliyor ve gülüşüyorlar çoğunlukla hemşehrisi ve yaşıtı olan cenahını kuşatanlar. Ve anlatıyor….Anlatıyor…
---Arkadaş siz derneğimize niçin sık sık teşrif buyurmuyorsunuz, ne güzel kasvetimizi dağıttınız, dediğimde
---Hocam Fransız olan eşim müsaade etmiyor, benim gezmelerim maalesef izine tabi.. Kağıt alabilmem için katlanmak, dediğini yapmak zorundayım. Hayatım ve geleceğim onun elinde”diyor. Az evvelki sevincim şiddetli üzüntüye dönüyor. Al sana kadın, buyur kadın meselesine Sayın Cansever Dokuz.. Hemde çağdaş, batılı kadın.
E…. İzmirli bir genç. Yurt dışında yaşayan ailenin tek kızıyla evleniyor ve Paris e getiriyorlar onların alaycı aşağılayıcı deyişleriyle “İthal damat” olarak.. Evlendikten birkaç ay sonra tartıştıkları bir gece evden atıyorlar E…yi ve Paris sokaklarında yatıyor çocuk. Sonunda ordaki Türkler aralarında para topluyorlar inşaatta da bir iş buluyorlar ve onun bunun yardımıyla hayata tutunuyor E….
VE İNNE KEYDÜKÜM LEAZİYM—“KADINLARIN HİLESİ BÜYÜKTÜR-yusuf suresi
Çocukluğumuzda tarlada çalışırdık yazları babalarımız biçer biz toplardık vs. Ama işin en sevdiğim kısmı annelerimizin yaptıkları tereyağlı ve aşırı leziz yemekleri yediğimiz öğlen yemekleriydi.Yemek tarlaları yakın olan ve ekin biçen amcaları bir araya getirirdi hem tatlı sohbetleri dinlerdik çocuk dikkat ve rikkatiyle hem namazlarını kılarlar onlara hizmet etmekten sonsuz hoşnut olurduk.. Yemeğe dağdaki çobanlar, kuzu yayanlarda yakın mıntıkadaysa ve ekine girme tehlikesi yoksa çağrılırlardı. Her şey terbiye ve yüksek bir disiplin içinde gerçekleşird. Her şey hafızamıza net şekilde yazılırdı hafızamızın”Tabula rause” olduğu o zamanlarda..O yemeklerden birinde köyümüzün kırk elli yıllık çobanı Küşne Hasan ın anlattığı kadın fıkrası aklıma geliyor kadın meselesi geçtiğinde.
--Adam kazak geçiniyormuş. Karısına hört zört çıkışıyor atıyor tutuyor ve en önemlisi avrattan korkulur mu diyormuş, arada bir. Gel zaman git zaman kadın içeriliyor ve planını kurmuş.
Kocasının yatağının altına birkaç balık koyar. Sabah yatağı kaldırırken kocası görecek şekilde döşeği kaldırır ve balıkları gösterir adama. Adam, bu balıklar nerden geldi diyince dışarı fırlar ve mahalleliye çağırır:
Kocam kafayı bozdu komşular çabuk yetişin, yatağımda balık var diyor çabuk müdahele edin adamcağız delirdi çabuk bakırköye yetiştirin diyerek avazı çıktığı kadar bağırmış ve köyü ayaklandırmış. Tabi balıkları imha ettikten sonra. Köylü toplanmış ortada balık malık yok. Yazık oldu adamcağıza diyerek dağılmışlar..
Birkaç gün sonra aynı senaryoyu uygulamaya koymuş bu sefer adam korkmuş ve karıcığım şurda balık görüyorum desem yalan söylemiş olurmuyum acaba demiş.
Evet demiş o gördüğün şeyler balık. Bir daha ben avrattan korkmam morkmam ben kazak erkeğim deme bak nasıl korkuyorsun demiş ve adama ömür boyu unutamayacağı bir ders vermiş.
Yazının finalini kadınları biraz kızdıracak bir temel fıkrasıyla bağlayalım mı acaba…Evet Temel New York ta geziyormuş. Bir şişe görmüş bankın üzerinde. Almış ve bakmış irkilmiş. İçinde cin varmış şişenin.
--Korkma demiş cin. Ben senin her istediğini yapacak kudretteyim dile benden ne dilersen. Tama o zaman dört şeritli bir otoban yap Trabzon a kadar trafik polissiz gideyim.
--Yahu demiş şimdi ölçecen biçecen kazık çak sök pahalısı mühim değil yapması pratik bir şey iste demiş.
--O zaman güzel ve akıllı bir bayan bulda evlenim memlekete gitmeme gerek kalmasın demiş Temel.
-- Dünyayı cin halimle gezdim çok güzel gördümde öteki dediğinden görmedim. Çabuk söyle otaban kaç şerit olacaktı demiş.
Sayın bayan müftüm.. Kadın sorunu insan sorunundan ayrılamayacak hayati bir sorundur. Sosyal demokratın kadın sorunu başka, Hrıstıyanın kadın meselesi başka ve bizi ilgilendiren Müslüman ın kadın meselesi daha başkadır.
Davetiyeler hep erkeklere yollanmış, burada kadınların da olması gerekmezmiydi derken çok haklıydınız ama yine suç sizde bence. Vaaz ettiğiniz bayanlara kocalırını tek başına toplantı ve sosyal etkinliklere yollamayacak bilinci veremediniz sanırım.