Adeta şehrimizle özdeşleşmiş olan pastırma, sucuk ve mantı’yı ulusal ve uluslar arası platformda tanıtım ve tesciline yönelik bir açılım, Pasuma Festivali.
Festival kelimesi ve festivallerin kendi öz kültürel değerlerimizle ne kadar örtüştüğü ayrı bir konu ama tanım olarak festival, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünüdür. Festival kelimesi Latince festa kelimesinden gelir. İlk kez 1200´lü yılların başında kullanıma girmiş ve yerleşmiştir. Festivaller genelde doyasıya yemeklerin yendiği, çevrenin en güzel şekilde süslenip, temizlendiği, bayram, yortu, şenlik ve karnaval anlamında kullanılan bir etkinlik.
Ülkemizde köy, kasaba, il ve ilçe düzeyinde yüzlerce festival yapılıyor olması ve her geçen gün sayılarının artmasında Kültür Bakanlığı’nın da katkı(!)sı büyük.
Geçmişteki ‘sucuğun anavatanı’ tartışmasından galip çıkan Kayseri için, pastırma ve mantı da anavatan olarak tescillenmiş olacak, bu festivalle.
Ülkemizde özellikle sucuk’la ilgili lokal ve marjinal düzeyde, festival teşebbüsleri olsa da, pastırma, sucuk ve mantı üçlemesi ile ilgili ilk ve tek festival olma özelliğini de taşıyor.
Bu festivalde, dünyanın üretilmiş, en uzun sucuğu ile rekor kırmaya hazırlanan Kayseri’nin bu rekoru, daha uzunu üretilinceye kadar Kayseri’nin olacak.
Uluslar arası bir festivalle şehrimizi tanıtalım derken, ‘bedava sucuk ekmek izdihamı’ ile birbirini ezen insan görüntüleri ile tüm dünyaya meze-maskara etme riski de var bu tür festivallerde.
Halkın ürettiği ürünlerden çok, sanayi ürünü olan, pastırma sucuk ve mantı’nın, halktan kopuk bir şekilde, bürokrasinin birbirini ağırladığı bir festival görüntüsü vermesi de hoş olmaz elbette. Bu dengenin korunması lazım.
Yine aynı zamanda, bu tür festivaller için düşünülen konserlerin festivali gölgede bırakması durumu da söz konusu.
Nitelikli bir festivalle bu ürünleri şehrimiz adına tescillemek gayesi ile idari ve mülki erkanın katkılarıyla düzenlenen bu tür organizasyonların şehre katacağı ekonomik katkı ile beraber imaj katkısı da vardır şüphesiz.
Bu katkıyı sağlarken, bu üç ürününde lezzet ve tadındaki ‘sarmısak kokusunun’ katkısını da hesap etmek gerekiyor. Kayseri denilince lavanta kokusu değil, sarmısak ve çemen kokusunun akla geleceğini hesap etmek gerekiyor.
Bir kısım insanın burnunu kırıştırdığı bu koku ile özdeşleşmenin negatif imaj katkısını akıldan çıkarmamak lazım.
4 Lira ile 24 lira arasında sekiz kat fiyat aralığı ile satılan bir ürünün, insanların damağında bıraktığı farklı tat gibi, bu festivalin Şehrimize kattığı imaj da farklı olacaktır.
|