Gencin birisi asker arkadaşına kendi köyünden kız bulmuş ve aralarını bulup Allah’ın emriyle evermiş. Amma velakin kız güzel değilmiş. Hatta o yörenin en güzel olmayanı imiş. Buna sinirlenen başka bir arkadaşı kazada rasgeldiği arkadaşına”Ne yaptın lan falana diye çıkışmış. İyilik yaptık everdik, arkadaşlık vazifemizi ifa ettik kötü mü oldu, yuva kurdurduk”diyince iyilik dediğin oysa ömür boyu bekar kalsa ondan iyiydi, senin yaptığını düşmanı yapamazdı, diyerek tatlı sert fırçasını basmış akranına .Çirkin kızı başına sardın arkadaşı mahvetttin vs…
Bu Ergenekon olayı, ulusalcılık akımları çıkalı evvelden müzmin batıcı, sovyetçi olan okur, yazar, Atatürk’çü Düşünce Dernekçileri vesaire korosu hep birden AB karşıtı kesildiler. Başbakan’ın deyimiyle;”Biz iktidara gelmeden 585 bin mi milyon mu metre kare tam hatırlamıyorum ama bu kadar vatan toprağı yabancılara satıldı dedi Kadir Has’taki konuşmasında
Ak Parti iktidar oldu olalı vatanın satılmasından AB nin bölmesi laflarından bıktık usandık. Bir ara bazı yazıları okuyunca bayağı umutlanmıştık; güçlü demokrasi, güçlü ekonomi ve güçlü ordu repliklerini sık sık yazılır görünce de memleket düzlüğe çıkıyor hamdolsun diyerek bizler de din vicdan hürriyeti anadil,insan hakları gibi temel konuların çağdaş/ medeni ülkeler gibi olacağı ümidine kapılmıştık.
Amma velakin Fetullah Gülen yurtlarında “Silah bulunması sağlanacak”kelimesinin de bulunduğu andıç-olmamışı olmuş gibi gösterme illüzyonu, hile ve tezgah- ortaya çıkınca, demokrasi lafı da, güçlü ekonomi ve kalkınma inancıyla birlikte güçlü ordu lafından ürker olduk. Eğer güçlenecekse ve gücünü insan hakları aleyhine, demokrasi aleyhine ve Kur’an Kurslarıyla uğraşacak, baskı yapacaksa güçsüz kalsın hiç olmazsa şerri dokunmaz , bırak bekar kalsın diyor insan..Tabii aslı varsa.. Vatan savunması ve sevgisi buysa sevmemek nasıl oluyor acaba diyor az çok mürekkep yalayanlar..Köşelerinde…Tabii biz de acizane,üzülerek.. Kerim Aksoy amcamın insanlık, demokrasi ve sahih din yüklü yazısını okuyalım ve bir birimizi ne zaman anlayacağımızı geçersiz taktiklerle birbirimize ve cennet vatanımıza kötülük etmemenin kuralını öğrenelim.
İBRET GÖZÜYLE SEYRETMEYİ, SUSMAYI VE FARKLI DÜŞÜNENLERİ DİNLEMEYİ ÖĞRENİRSEN İNSANA/ VATANA HİZMETİN OLUR…
Bir gün bir dağ güneşle birlikte güne uyandı. Rüzgarın esintisiyle ağaçlarının dallarını sallaya sallaya esneyerek gerindi. Güneş pırıl pırıl ufukta tam karşısından doğuyor, onunla arasında masmavi bir deniz çarşaf gibi günü karşılıyordu.
Dedi ki, "Ben ne güzel bir yerdeyim, önüm masmavi bir deniz ve her gün güneş bana gülümseyerek gün başlıyor."
Gökyüzünde küme küme bulutlar pamuk yığınlarını andırıyordu.
Martılar çoktan uyanmış gökyüzünde dans ediyorlardı. O sırada dağ bir de baktı ki, eteklerinde bir minicik fare denize doğru yürüyor.
"İiiiiiiiihhhhhh , bu da ne? Bu küçük fare benim manzaramı şimdi neden bozuyor?"
Onun oradan bir an önce gitmesini istedi ve şöyle bir titredi.
Tepeden aşağıya doğru bir kaç taş hızla yuvarlanmaya başladı. Fare sesi duyunca hemen bir yüksek kayanın üstüne sıçradı ve oraya yerleşti. Düşen taşlarda ona hiç bir zarar vermedi. Farecik de başladı denizin güzelliğini seyre...
Ara ara atlayan zıplayan balıklar denizin duruluğunda küçük halkalar oluşturuyordu.
Deniz dağın sıkıntısını anladı ve dağa seslendi:
"Neden böyle bir günde bir küçük fare için mutsuzluk oyununa başlıyorsun ki? Bak ben dümdüzken balıklar da benim duruluğumu bozuyorlar. Ben onlara kızıyor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlarsız olamayız.
SENİNLE BİRLİKTE OLMAK ZORUNDA OLANLARA KATLANMAYI BİLMELİSİN
Sen de seninle birlikte yaşamak zorunda olanlara kollarını açmalısın. Güneş hiç bulutlara bozuluyor mu? Benim ışınlarımı engelliyorlar diye kızıyor mu?
Kabul et gerçeği, herşey bir şeylerle bütün aslında. Fark ve güzellik de burada. Bu sayede hergün ayrı bir şey öğretiyor bize; her gün ayrı bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DİNLE."
Dağ denize sordu:
"SEYRET, SUS ve DİNLE? O da ne demek?"
Deniz, "Bak... Seyrettiğinde güzellikleri göreceksin... Sustuğunda kendinden başkalarının söylediklerini duyabileceksin...
Dinlediğindeyse onlardan öğrendiklerini uygulama fırsatı bulabileceksin..."
Evet, farkı fark etmek için, adam olmak için bu erdemleri kazanmak lazım, diye düşünüyorum.