Alemlere Rahmet olarak gönderilen, Peygamberimiz Hz. Muhammed s.a.v’ a olan sevgi ve özlemle yazılmış Şeyh Galip’in Efendim isimli Na’t-ı Şerifi, edebiyatımızda yazılmış olan ender eserlerden biridir.
Kutlu Doğum programlarının baş tacı şiirlerinden olan Arif Nihat Asya’nın Na’t’ında ‘Na’t’ını Galip yazsın, Mevlidini Süleymanlar’ diyerek övgüyle bahsettiği bu eşsiz şiir, ne yazık ki günümüz Türkçesiyle mukayese edildiğinde dilinin ağırlığı nedeni ile gerektiği gibi meşhur olamamış eserlerimizden.
Resul’e olan derin sevgi ve özlemimize tercüman olması temennisiyle, günümüz Türkçesiyle, anlamak ve anlaşılmasına katkı sağlamak için yapmış olduğum bu küçük çabayı sizlerle paylaşmak istiyorum…
EFENDİM!...
Sultân-ı rüsûl, şâh-ı mümeccedsin Efendim!...
Resullerin sultanı, övülenlerin şahı Efendim!
Bîçârelere devlet-i sermedsin Efendim!...
Çaresizlere daimi devletsin Efendim!
Dîvân-ı İlâhîde ser-âmedsin Efendim!...
Huzuru İlahide, en önde gelensin Efendim!
Menşûr-ı le’amrüke mü’eyyedsin Efendim!...
‘Ömrün hakkı için’ ayetine mazharsın Efendim!
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim!
Sen Ahmed i Mahmud u Muhammed’sin Efendim!
Hak’dan bize sultân-ı mü’eyyedsin Efendim!...
Hak’tan bize gönderilmiş Sultansın Efendim!
Tâbiş-geh-i ervâh-ı mücerred güherindir…
Parıltılı ruhlar arasında yerin cevherdir…
Mâlişgeh-i ruhsâr-ı melik hâk-i derindir…
Kapı eşiğin, meleklerin yüz sürdüğü yerdir...
Ayîne-i dîdâr-ı tecellî nazarındır…
Senin baktığın yerleri yüzün nurlandırır…
Bû Bekr Ömer, Osmân ü Ali yârlarındır…
Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali dostlarındır.
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim!
Sen Ahmed i Mahmud u Muhammed’sin Efendim!
Hak’dan bize sultân-ı mü’eyyedsin Efendim!...
Hak’tan bize gönderilmiş Sultansın Efendim!
Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda…
Minberde hutben okunur, alem-i bekâ’da…
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda…
Mahkemede hükmün tutulur, yevm-i cezâ’da…
Gülbâng-i kudûmun çekilir Arş-ı Hudâ’da…
Salavat-ı şerifen çekilir, arş-ı Hudâ’da…
Esmâ-i Şerîfin anılır arz u semâda…
Güzel isimlerin anılır, arz ve semâda…
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim!
Sen Ahmed i Mahmud u Muhammed’sin Efendim!
Hak’dan bize sultân-ı mü’eyyedsin Efendim!...
Hak’tan bize gönderilmiş Sultansın Efendim!
Ol dem ki velîlerle nebîler kala hayrân…
O an ki velilerle nebiler sana hayrân…
‘Nefsî’ deyü dehşetle kopa cümleden efgân.
‘Nefsi’ deyip dehşetle kopsa herkesde figân
Ye’s ile usâtın ola ahvâli perîşân.
Ümitsizlik içinde günahkarların hali perişan.
Düstûr-ı şefâ’atle senindir yine meydan…
Şefaat elindedir, senindir yine meydan…
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim!
Sen Ahmed i Mahmud u Muhammed’sin Efendim!
Hak’dan bize sultân-ı mü’eyyedsin Efendim!...
Hak’tan bize gönderilmiş Sultansın Efendim.
Bir gün ki dalıp bahr-ı gama-ı firkate gittim.
Bir gün hüzün denizinde ayrılığa dalıp gittim.
İlden yitirip kendimi, bîhodluğa yitdim.
Çaresizliğe düşüp, kendimi kaybettim.
İsyânım anıp, âkıbetimden hazer itdim.
İsyanımı anıp, akıbetimden endişe ettim.
Bu matlâ’ı yâd eyledi bir seyyid işitdim.
Bu beyti okuyup yâd etti, bir seyyid işittim.
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim!
Sen Ahmed i Mahmud u Muhammed’sin Efendim!
Hak’dan bize sultân-ı mü’eyyedsin Efendim!...
Hak’tan bize gönderilmiş Sultansın Efendim!
Ümmîddeyiz ye’s ile âh eylemeyiz biz!
Ümitliyiz, ümitsizlikle ah eylemeyiz biz!
Sermâye-i îmânı tebâh eylemeyiz biz.
İman sermayesini harap eylemeyiz biz.
Bâbun koyup ağyâre penâh eylemeyiz biz.
Kapını bırakıp, gayrisine gitmeyiz biz.
Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz.
Sayende, bir kimseye yönelmeyiz biz.
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim!
Sen Ahmed i Mahmud u Muhammed’sin Efendim!
Hak’dan bize sultân-ı mü’eyyedsin Efendim!...
Hak’tan bize gönderilmiş Sultansın Efendim!
Bî-çâredir ümmetlerin isyânına bakma…
Biçaredir, ümmetlerin isyanına bakma…
Dest-i red urup, hasret ile Dûzâha kakma…
Elinin tersiyle itip, hasret ile ateşe atma…
Rahm eyle amân, âteş-i hicrânına yakma…
Merhamet eyle, amân hicran ateşine yakma…
Ez-cümle kulun Gâlib-i pür-cürmü bırakma.
Ez cümle, günahkar Galip kulunu bırakma.
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin Efendim!
Sen Ahmed i Mahmud u Muhammed’sin Efendim!
Hak’dan bize sultân-ı mü’eyyedsin Efendim!...
Hak’tan bize gönderilmiş Sultansın Efendim!