“HERŞEY YASAKSA HİÇBİR ŞEY YASAK DEĞİL, HERŞEY SERBESTSE HİÇBİRŞEY SERBEST DEĞİL”filozof”
Araştırmacı gazeteci Şamil Tayyar’ın “KIT’A DUR” kitabını param olmadığı için biraz geç alabildim ve incelediğimde hafızamızın ne kadar zayıf ve ataların deyimi ile”NİSYAN”ile malul-yaralı- olduğunu aynel yakin şekilde bir kez daha duyumsadım. O günlerin yani Cumhurbaşkanlığına aday olan sayın Gül’ün adaylığını açıkladığı gün Malatya’daki “İNCİL”basan, satan ve misyonerlik yapanların katledildiğini tabii fazla Müslüman! Aşırı dinciler tarafından. Tabii aşırı dinci demek irticacı demekti. Aşırılıkların ve Şeriatçılığın gelişmesinin de tek sebebi onlara kol kanat geren AK Partiydi.
Hırank Dink denen ayakkabısının altı delik zavallı, Sabiha Göçen Ermeni’ydi dediği için öldürüldü iddiaları ortadaydı. Yine Abdullah Gül Cumhurun reisi olduktan sonra- hemde anasının ak sütü gibi helal oylarla—Kayseri’ye, baba ocağına, doğduğu ve kendisini yetiştirerek seçip oralara yollayan kente ilk geldiğinde bilmem ne karakolu basılıp-sonradan çeşitli şaibelerin karıştığı ve hatta planlı şekilde olduğu iddia edildi—apar topar Ankara’ya dönmek zorunda bırakıldığı demlerdi o demler.
Yazıcıoğlu’nun serencamını da o olasılıkların dışında tutamayız ama biz işin “Anhasını minhasını”irdeleyebilecek mertebelerde değiliz ama her zamanki kuşkuyu taşıyoruz. Seçimler yapıldı, herkes kaçın kaçını alacaksa aldı ama istediğini alamayanlar biraz daha fazlasını almak hayaliyle tahriklere tevessül etti ama herhalde havasını alanlar milletin avucuna verdiğine razı olup “GUŞE-İ UZLETİNE”çekildi. Umutlar başka bahara pardon seçime ertelendi. Bu da doğal ve insani bir durumdur hayırlısı olsun.
Adamın bir seçim kaybetmiş ve geçmiş olsun riyakarlıklarına sıra gelmiş. Adam demiş ki geçmiş olsuna gelenler rey verse seçilmiştim, demiş. Adam seçime 7000 adamını taşımış 5000 oy çıkmış vs. Bunları okuyunca da epey güldük. Şimdi her önemli olayı tarihe not düşen ve tarihi kayıt altına alan Osmanlı deyimi ile “VAKANÜVİS”imiz Şamil Tayyar’ın KIT’A DUR’undan tekraren okunması lazım olan bir kesit
ASKERLE HÜKÜMETİ KARŞI KARŞIYA GETİRME OYUNLARI
Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça hükümetle askeri karşı karşıya getirme oyunları artmaya başladı. Erdoğan 13 Şubat’ta Türkmenistan’a giderken Hürriyet’ten Ferai Tınç;” Daha PKK’yı konuşmadık, yani önemli şeyler olacak dediniz. Onun karşılığında bazı şeyler var. Mesela Kuzey Irak’ta yeni ilişki kurulması gibi. O konuda da adımlar olacak mı?”
Geziye katılan gazetecilerden biri olarak soruyu aynen teypten deşifre ettim 15 Şubat’ta Hürriyetin manşeti: “IRAK’LI KÜRTLERE İLK SICAK MESAJ.” Spotta ise şu cümle vardı:”Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt hükümetiyle ilişkileri geliştirecek adımlar atılabilir. Haberin devamı ise 23. sayfada Kürt hükümeti ile yakınlaşırız”şeklinde yine Başbakana atfen cümleyle verilmişti.
O sırada G.K.Başkanı Büyükanıt Washington’da. (Malum) Gazeteciler soruyor:” Başbakan Kuzey Irak’ta liderlerle görüşeceğini açıkladı, ne diyorsunuz?”
Büyükanıt, PKK yı siyasi bir hadise olarak görmediğini, o nedenle Kürt liderlerle kendisini görüşmeyeceğini belirterek”Ama siyasi olarak kim görüşürse, ona da diyeceğim yok”dedi.
Hürriyet, Büyükanıt’ın bu sözlerini şu başlıkla verdi: “PKK destekçisi Kürt liderlerle görüşmem”
Tehlikeli oyun oynanıyordu(Medya Partisi tarafından)Başbakanın;”Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt hükümeti ile ilişkileri geliştirecek adımlar atılabilir”ifadesi açıklamada yoktu. Erdoğan’ın sözü şöyleydi:”Eğer Kuzey Irak’ta atacağımız her adım ülkemize huzur getirecekse, onlar için aynı şekilde huzur getirecekse, doğuracaksa bu adımlara her zaman varız.”
MÜMTAZ SOYSAL:”BÜYÜK TAARRUZU BAŞLATACAK, DİNCİLERLE VURUŞACAĞIZ
Askerin AK Parti hükümetine karşı yeterli mücadeleyi vermediğini düşünen çevreler, yargı üzerinden yeni bir hesap açtılar. “Yargı silah gibi kullanılmalı”diyerek AK Parti’nin kapatılması iddiasını canlandırmaya başladılar.
Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 18 Şubat’ta katıldığı Başkent Üniversitesindeki panelde şunları söyledi: “Hükümet ülkeyi dinci diktaya götürüyor. Buna karşı yargının silah olarak kullanılması gerekiyor. Yargı laikliğin korunmasında en etkili silahtır.”
Emekli Orgeneral Şener Eruygur, “Bu sözlere sonuna kadar katılıyorum” Diyerek Kanadoğlu’na destek verdi.
9 Mart Cuntasında yer alan Prof. Dr. Mümtaz Soysal, daha iddialıydı: “Bunlarla haklı olarak vuruşacağız. Büyük taarruz başlayacak. Seferberlik ilan edilmelidir.” Sonra anlaşıldı ki topluma kapatma davasına hazırlanması için psikolojik hazırlık yapılıyordu.”ŞAMİL TAYYAR KITA DUR sayfa 272—273”
İyi ki bu komutanlarla harbe girmedik diyen Arınç belki son 80 yılın en isabetli kelamını etmişti. Kanadoğlu gibilerin adaletine Cenab ı Hak hiçbir müslümanı mahkum etmesin der demokrasi ve huzur dileriz.