|
"Son durak, kara toprak!" Bu söz, insanın ölümlü olduğunun farklı bir anlatımıdır. Ancak ölen birinin son bıraktığı izler de mezarlıklardadır. Halk aşığı "Bir dikili taştan başka nem kaldı" derken bunu anlatmaktadır. Mezarlıklar, yerleşim birimlerinin hemen yanında yer alır ama zamanla yerleşim yeri büyür ve mezarlık yerleşim biriminin içinde kalır. Talas Mezarlığı da bunlardan biridir. Kayseri'den Talas'a gelen cadde, sağa-sola dönmeden izlendiğinde, bir yere gelince önüne bir mekân dikilir. İşte burası Talas Mezarlığı'dır. Hatta sola giden kolun, mezarlıktan yer açarak genişletildiği bilinmektedir. Yola sıfır mezarlar da öyle söylemektedir. "Değişmeyen tek şeyin değişmek olduğu" gerçeğinden hareketle, varlıkların en dayanıklısı taşların da zamanla eridiği, çatladığı, kırıldığı ve kaybolduğunu görmekteyiz. Her canlının öldüğünün canlı resmi olan mezarlıklarda cansızların da öldüğünü gördüğümüzde "yaşatmak için bir şeyler yapmak" gerektiğini hissetmekteyiz. Bunun yolu ise yazmaktan geçmektedir. Talas'ta Müslüman mahallelerinin azlığı, Hıristiyan kültüründe olduğu kadar mezar mimarisinin önemsenmemesi, sonuçta Talas'ın bir kasaba olması… v.b. nedenlerle Talas Mezarlığı Seyyid Burhaneddin Mezarlığı kadar zengin değildir. Ancak merkeze en yakın noktada olup "yaşayan ikinci tarihi mezarlık" olma özelliğini taşımaktadır. Nitekim Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 2004 yılında mezarlığın tarihi olduğunu; korunması gerektiğini tescil etmiştir. 80'li yıllarda aniden büyüyen 1987'de ilçe olan Talas'ın ihtiyaçlarına cevap veremediği için yeni bir mezarlık açılmıştır. Ancak Talas'ın yerlilerinin ana-babalarının gömüldüğü mezarlığa gömülme arzusu mezarlıkta bir yenileme hareketinin oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Eskisi yani tarihi doku bozulmadan önce bir şeylerin yapılması gerekmektedir. Bunlardan biri de tesbit meselesidir. Teknolojinin sunduğu imkânlardan da yararlanarak bu mezarlıktaki öğeleri görsel olarak çekmek, harf devrimiyle oluşan kırılma noktasının perdesini açmak için Osmanlıca/eski Türkçe kitabeleri yeni Türkçeye çevirmek ve beden diliyle konuşan mezar taşları hakkında gerekli yorumlara girmek gerekmektedir. "Açık Hava Müzesi" konumunda olan, değeri herkes tarafından tesbit edilmekle birlikte "Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu" tarafından tescil edilen Talas Mezarlığı'nın layık olduğu ilgiyi görmesi gerekmektedir. Bütün dış etkilere açık bu kültür değerlerimizi korumaya devam ederken bu taşların anlamlarının ne olduğunu da açıklamaya ihtiyaç vardır. Talas Belediyesi'nin kuruluşunun 100. yılı münasebetiyle, Talas Belediyemiz çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Karlı bir kış gününde bu fikri Talas Belediye Başkanımız Sayın Rifat Yıldırım'a açtığımızda gayet olumlu karşıladı. Yaklaşık bir yıldır yaptığımız çalışmaları halkımızın istifadesine sunmaya hazırlanıyoruz. Öte yandan Talas Belediyesi, ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte mezarlığı düzenleme çalışması içine girmiş, ihalesini yaparak 2007 yazında başladığı düzenlemeyi bitirme safhasına gelmiştir. Talas Mezarlığı kurulduğu ve yaşadığı devirlerin özelliklerini göstermektedir ancak Selçuklu ve Beylikler Dönemi örnekleri azdır. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi örnekleri yeterince mevcuttur. Bu tarihi veriler, zamanın acımasızlığı v.b. nedenlerle kaybolmaya yüz tutmakta veya mahiyeti değişmektedir. Bildiğimiz kadarıyla, daha önce hiç araştırılıp incelenmeyen bu mezarlığın incelenmesi gerekmektedir. Biz de bunu yaptık. Bu mezarlıkta bulunan 3-4 metrelik, yazısız dikili taşlar mezarlığa ayrı bir hava vermektedir. Seyyid Burhaneddin Mezarlığı da bu taşlar açısından zengindir. Mezarlığın toprak seviyesinin yükselmesine rağmen, hâlâ boyları 2.5 m. üzerindedir. 3 metrelik bir taşın yüzyıllarca dikili durması için 1 metre de yerin altında bulunması gerekir. Bu uzun taşların, hayvan gücünün kullanıldığı günlerde nasıl ve nereden getirildiği merak konusudur. Mezarlık, eski ve yeni iki türbeye sahiptir. Ali Saib Paşa'nın annesi Esma Hatun(ö:1865) ve halkın sevgilisi Cemil Baba(ö:1982). Bugün eski ya da tarihi dediğimiz, kitabesi mevcut olan ilk mezarlar 1870'li yıllara aittir. Bu mezarlar yola paralel olarak doğu-batı yönünde uzunlamasına ilerlemektedir. Kuzey-güney yönünde, yaklaşık 50 m. civarında devam etmektedir. Yakında yapılan Cemil Baba Türbesi dengine kadar gelmektedir. Daha sonra sadece başucunda hece taşı bulunan sade mezarlar yer almaktadır. Selçuklu ve Beylikler devri özellikleri bulunmakla birlikte Osmanlı dönemi mezar taşları büyük önem arz etmektedir. 50 civarında kitabe, fotoğrafları çekilerek, eski Türkçe yazıları okunarak, gerekli değerlendirmeler yapılarak incelenmiştir. Bir o kadar da, sanat tarihini ilgilendiren, bitki figürleri ve süslemeler bulunmaktadır. Cumhuriyeti Osmanlı döneminde yetişen kuşaklar kurduğundan mezarlardaki değişim hemen 1923'le bitmemekte; bu süreç 1950'ye kadar devam etmektedir. Talas Mezarlığı türbeleriyle, uzun hece taşlarıyla, sanduka mezarlarıyla, mermer kitabeleriyle, sarıklı-fesli mezar taşlarıyla, eski ve yeni şehit mezarlarıyla geçmişle kucaklaşan, geçmişi günümüze taşıyan bir tarih hazinesidir. Bu hazineden hemşerilerimizi haberdar etmek istiyoruz.
|