Önceki yazılarımda bir ülkenin sınırları ile ilgili yazmıştım.
Siyasi sınırlar içinde kalmış olan düşüncelerin küreselleşen dünyada çok dar ve sığ kalacağı muhakkaktır.
Daha doğrusu, dünya küreselleşmese de, bir ülkenin iki tür genişlemesi büyümesi söz konusudur.
Birincisi; Emperyal amaçlar taşıyan ülkelerin genişlemesi ve büyümesidir ki bunun örneği batıdır.
İkincisi; Bütün bir yeryüzü ve bütün bir insanlıkla ilgili bir mefkûren sahibi olmak ve buna bağlı bir medeniyet üretmektir ki bunun da örneği biziz.
İktidara hep bize zorla giydirilen elbiseyi (siyasi sınırlar)seve seve giyenler gelince 84 yıllık ömrümüzün birçok kısmı tavizler vermekle geçmiş. Bunun nedeni istenilen sınırda kalmaktan kaynaklanmaktadır. Çünkü dar ve sığ düşünce üretmekten başka bir işe yaramamış.
Ama özde, hangi şart ve durumda olursak olalım kültürel coğrafyamızın sorumluluğuyla hareket etme isteğimizin mevcudiyeti söz konusudur.
Bunun somut örneği Kıbrıs’tır.
Şimdi de Irak’la ilgili aynı şeyler söz konusudur.
Siyasi sınırların kafasını sınırladığı ve dolayısıyla dar ve sığ düşünmek zorunda kalanlara bakarak bunu anlamak mümkün değildir.
Onları (medyanın kahir çoğunluğu da dahil) olayları PKK çerçevesinde algılamaya ve buna bağlı analizler yapmaya iten yalnızca küresel derin güçlere karşı geliştirdikleri kompleksleri değildir.
Şimdi Irakta yeni bir yapılanma söz konusudur.
Ve bu yapılanmanın Garantör ülkeleri İngiltere ve Türkiye olacaktır.
Derin dünya güçlerinin orta doğudaki stratejilerinde çok önemli tadilatlar yapılacaktır.
Ve bu çerçevede siz pragmatizmin daniskasını ilke edinen ABD’nin yerinde olsanız, Maliyeti yüksek bir sıfırdan bölgede devlet mi kurmaya kalkarsınız, yoksa hazır ve yıllardır stratejik ortaklık yaptığınız bir ülkeyi buraya garantör olarak mı bırakırsınız..!?
Göreceksiniz Türkiye Irak arasındaki siyasi sınırlar Türkiye’nin lehine değişecektir.
Ve bölge petrolünden de hatırı sayılır bir pay alacaktır.
PKK’yı bırakın, Barzani’nin aşiret hükümetinin de ruhuna fatiha okunacaktır.
En verimli çözüm derin dünya güçleri açısından şuanda budur.
Bizim ecdadımız iki adım ilerleyebilmek için bir adım geri atmasını bilmiştir.
Mehteran buradan müzdeminçtir.
Bu güne kadar bunu yanlış okuyanlar hep bir adım atabilmek için iki adım geri atmışlardır. Yerimizde sayışımızın veya bir adım geride kalışımızın sebebi budur.
Şimdi bir adım geri hep ileriye iki adım içindir.
Vesselam.